Cem Sultan
Odanızda sergilenen bu 16. yüzyıl
replikası, Topkapı Sarayı Sultan Giysileri Koleksiyonu’ndaki 87 tılsımlı
gömlekten biridir ve Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Sultan Cem’e ait olup
şiirlerinden biriyle süslenmiştir…
Bu
tılsım seni korusun… Sana güç ve kuvvet
versin
Güneş ilk burç olan Koç
burcundaydı. Koç, benimki kadar sağlam bir yapıya, ateşli bir doğaya ve
değişkenliğe sahip bir burçtur. Koç burcunun 19. derecesi güneşin doruk
noktası, yani uğurlu anıydı. Gömlek 30 Mart 1477’de, bir Pazar gecesi saat
03.57’de dokunmaya başlandı. Gömlek 29 Mart 1480’de, bir Salı gecesi saat
12.36’da tamamlandı ve güneş yine Koç burcunda ve 19.
derecesindeydi.
Ritüellere uygun olarak dokundi, beyaz
patiska…
Ve sonra hikâyesi başladı… Siyah, kırmızı ve altın
renkli dualar, güçlü mavi tılsımlı gömleğe hat sanatıyla işlendi. Orijinal
gömleğin sol omuz tarafında "Sultan Cem’in devleti daim olsun"
dileği, etrafında savaşlarda koruma ve zafer dileyen diğer dualarla
çevriliydi. Gömleğin tam ortasına, iki eş merkezli üçgen şeklinde Süleyman
Mührü Tılsımı, koruma ve şans dualarıyla yerleştirilmişti. Yüzeydeki kareleri
oluşturan daireleri birleştiren çizgiler üzerinde ahşap, maden ve halı
desenleri de bulunuyordu.
Fatih Sultan Mehmet’in oğlu ve
eşi Çiçek Hatun’un çocuğu Sultan Cem, yakışıklı ve uzun boyluydu; mavi
gözleri ve uzun kirpikleri, hafifçe sola kıvrılan dolgun dudakları, babasını
andıran kemerli burnu, küçük kulakları ve çenesi, seyrek sakalı vardı; çevik
ve soğukkanlıydı. Ağırbaşlı ve mütevazıydı, sözünün eri ateşli bir
adamdı.
O, Osmanlı İmparatorluğu’nun orada olmasını,
kalmasını herkesin dilediği bir evladıydı. Sanata âşıktı. Onun döneminde
Osmanlı’da Rönesans sanatına ilgi hissedilirken, ölümünden sonra bu ilgi
azaldı. Hem Batı hem Doğu bilimlerini öğrenmeye meraklıydı ve cesur bir
savaşçıydı.
Talihsiz olaylar dizisi onu uzun yıllar evinden
uzakta tuttu. On iki yıllık hasret, sızlayan kalbine dayanılmaz
oldu…
Şafak vakti, hava sisli ve serindi… Kalbinin sesini
dinledi, kalemini mürekkebe batırdı ve yazmaya başladı… Ailesine, yurduna
olan özlemlerini, sevdiğiyle nihayet kavuşma dileklerini… Bu denli kederden
birkaç gün sonra bu dünyadan göçtü…
Sevgilisine olan aşkını
ve bağlılığını bir şiirle dile getirdi…
Ey
sevgilim, tatlı dudakların beni sonsuza taşır,
Yanaklarının rengi
güneş gibi parlak parlar…
Ne yazık ki Sultan
Cem’in trajik hayatı, kendisi için yapılan tılsımlı gömleği giymesine hiç
izin vermedi…